Sanatçıların gözünden ’BURASI’ İstanbul

ÇAY, AFYON (Hürriyet) – (Uygar Taylan/[email protected])- Pandemi, bulunduğumuz şehirle ilişkimizi yeniden gözden geçirmemizi sağladı. Açık havada, parklarda yürüyüş yapmanın kıymeti arttı. Özellikle eski İstanbul‘un daha yeşil günlerine özlem duyar olduk. Bu dönemde pek çok sanatçı da eserlerinde doğanın izlerine daha çok yer verdi.

FOTOĞRAFLAR, GAZETELER…

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle hazırlanan ‘BURASI’ isimli karma sergi izleyicinin İstanbul’u canlı-cansız tüm öğeleriyle bir bütün olarak değerlendirmesini amaçlıyor. Küratörlüğünü Yapı Kredi Kültür Sanat Sergiler Direktörü Kevser Güler’in üstlendiği sergi, çağdaş sanat yapıtları, İBB Kent Müzesi Koleksiyonları ve Atatürk Kitaplığı Arşivleri’nden oluşan üç özel seçkiyi bir araya getiriyor.

‘BURASI’, yalnızca insanların değil, bu şehri bizimle paylaşan canlı ve cansız tüm varlıkların etkileşimlerini dikkate alıyor, ‘şehirde çevresel adalet’ tartışmasına kültür ve sanat perspektifinden bir pencere açıyor. “İstanbul’un balıkları, martıları, parkları, ormanları, yaban hayatı ‘kent ve doğa’ ilişkisinde yeniden nasıl kavranabilir” sorusunu akıllara getiriyor.

27 Şubat 2022’ye kadar devam edecek sergide İBB koleksiyonları, arşivlenen resimler, hat çalışmaları, haritalar, fotoğraflar, albümler, gazeteler, dergiler, günlük yaşam ve üretim kültürüne ait parçalar görülebilir.

Ayrıca Bedri Rahmi Eyüboğlu, Mıgırdiç Civanyan gibi usta sanatçıların yanı sıra günümüzden İnci Eviner, Canan Tolon gibi pek çok çağdaş sanatçının işleri de sergide yer alıyor. Biz de ‘BURASI’ isimli serginin sanatçılarına eserlerinde onlara ilham veren İstanbul’u sorduk. İstanbul’a dair sevdikleri ve özlem duydukları ne varsa kendilerinden dinledik.

‘KOMŞULUK DENEN ŞEY HALA VARMIŞ…’

Canan Tolon

Filizlenen betonlar Sanatçı Canan Tolon, ‘Filiz’ (2021) isimli eserinde betonlaşmaya dikkat çekiyor.

Birkaç sene evvel atölyemi kurduğum Hasköy’ü çok seviyorum. Orada yaşayanların bu semte özen göstermeleri, komşuluk denen şeyin hala var olduğunu hissettirmeleri beni çok umutlandırıyor. İstanbul’da yapmayı en çok sevdiğim şeylerden biri çay bahçelerinde oturmak. Oraya buraya bakarak yazılarımı yazmak. Bugün çay bahçeleri neredeyse artık yok gibi… Sokaklara açılan küçük kafeler o keyfi biraz da olsa veriyor. Eksik olmasınlar, hatta çoğalsınlar. Ama elimde değil, her şeye rağmen o açık hava çay bahçelerini özlüyorum. Şimdi Swissotel The Bosphorus’un olduğu yerde eskiden Taşlık Çay Bahçesi vardı, çok severdim. Sevdiğim başka bir mekan, Beşiktaş’taki Kamburun Bahçesi… Ağaçlar altında hala duruyor. Pierre Loti Tepesi’ndeki çay bahçesini de seviyorum ama erken gitmek lazım yoksa fazla patırtılı oluyor. Hasköy’de de çok güzel çay bahçeleri var. Ama benim gibi felçli ve tekerlekli iskemle kullanan biri için imkansız yerler. Kaldırımlar çok yüksek. O nedenle uzaktan seyretmekle yetiniyorum.

‘UFUK ÇİZGİSİNE BAKABİLMEYİ ÇOK ÖZLEDİM’

Yasemin Özcan

Filizlenme 2021

Doğup büyüdüğüm Tünel’deki Elmaslı Apartmanı’nın terasından, her yıl daha grileşse de İstanbul manzarasını izlemeyi severim. Burada çeşitlilik, yavaşlama, küçülme ve eşitlik üzerine dostlarımla muhabbet etmek çok keyiflidir. Galata Kulesi’ni ve Doğan Apartmanı’nı selamlayabildiğim bu terasta ufuk çizgisine bakabilmeyi çok özledim. Çünkü artık ufuk çizgisini görmek zorlaştı…

‘HASKÖY BENZERSİZ BİR ESİN KAYNAĞI’

İnci Eviner

Meydan Korkusu, 2021

Atölyemin bulunduğu Hasköy semti benim için benzersiz bir esin kaynağı. Haliç’in güzellikleri, tarihi ve canlı sosyal yapısıyla insanı içine alan bir dünyaya dönüştü burası. Atölyemin penceresinden 17’nci yüzyıla ait bir cami minaresine bakıyorum. Hemen sağındaki duvarın arkasında bir Romen kilisesi var. Biraz ilerisinde insana gerçeküstü bir dünyayı anımsatan Rahmi Koç Müzesi’nin bahçesinden fırlayan füzeyi görmek, sahilde çay içerek günbatımını izlemek ve piknik yapanların neşesine katılmak ayrı bir zevk benim için.

‘İMÇ VE PERPA GİBİ YAPILARA HAYRANIM’

Can Altay

Fenakıstaskopsana, 2021

Şu sıralar korulara ve yeşil alanlara daha çok gidiyorum. Hacıosman’daki Atatürk Kent Ormanı en sık gittiğim yer. Keşke merkeze yakın korular ve açık alanlar daha iyi korunsaymış dedirtiyor… Öte yandan İstanbul’un klişelerine hiç itirazım olmaz. Kapalıçarşı ve civarında geçecek bir günü asla kaçırmam. Boğaz’ı neresinden yakalarsam razı olurum. Unkapanı’ndaki İMÇ ve Şişli’deki Perpa gibi yapılara hem içerik hem ölçek olarak bir hayranlığım var. 2017’de İMÇ’de kurduğumuz geçici stüdyo bu hayranlığı daha da pekiştirmişti.

‘BOĞAZ HATTI BENİM İÇİN VAZGEÇİLMEZ’

Nilbar Güreş

Kökleri Sulamak, Çırçır Serisi, 2010

Ben kendimi şehirli saymam… Çünkü büyüdüğüm yer olan Sarıyer bir balıkçı kasabası havasına sahiptir. İstanbul’un en az değişime uğrayan yerlerinden biri. Bu nedenle de İstanbul’un en sevdiğim yeri. Burası çokkültürlü bir geçmişe sahip. Musevi, Ermeni ve Rumlara ait muhteşem mimari doku sıkça karşımıza çıkar. Sarıyer’den yürüyerek Set Balık Restaurant’a gitmek, oradaki çalışanlarla sohbet edip harika yemeklerinden yemek benim için paha biçilemez. Boğaz hattı benim için genel olarak vazgeçilmezdir.

‘İYİCE YORULANA KADAR GEZİNİYORUZ’

Özlem Günyol & Mustafa Kunt

Birken iki, 2021

İstanbul’da yürümeyi seviyoruz. Semt ayırmadan, iyice yorulana kadar geziniyoruz. Biz Ankaralıyız. Şimdi de Almanya’da, Frankfurt’ta yaşıyoruz. Belki buralı olmadığımız, burada hiç yaşamadığımız için şehre her geldiğimizde bir arayış hissi hakim oluyor. İstanbul her yerli ve hiçbir yerli olmak gibi… Merak uyandırıyor. Her geldiğimizde Cihangir Savoy Pastanesi’ne mutlaka uğrar, gofretlerinden alırız. Cihangir Esnaf Lokantası’na gideriz. Eskiden Eminönü’nde balık ekmek yemeye giderdik.

‘BÜYÜDÜĞÜM İSTİNYE EN SEVDİĞİM YER’

Can Aytekin

İsimsiz, 2002

İstanbul’da en çok Boğaz’da aylak aylak yürümeyi severim. En sevdiğim yer doğup büyüdüğüm İstinye. Burada eskiden tersane vardı. Çocukluğumda karşısında denize girerdik. Şimdi marina yapılmış. Resim okuduktan sonra daha ciddi ilgilenmeye başladım burasıyla. Ressam Hikmet Onat Sokağı vardır. Tersane resimleri, Özer Kabaş’ın resimleri vardır. Çocukluğumdan kalan tat olarak Zeynel’i hatırlıyorum. Bugün İstinye’de değil ama başka semtlerde şubeleri var.

‘YÜRÜMEK, KENTİ TANIMANIN EN GÜZEL YOLU’

Deniz Aktaş

6.11.1989, 2020

İstanbul’da genelde yürümeyi, yürürken keşfetmeyi seviyorum. Sokakların, kaldırımların, bitkilerin, kente dair imgelerin mahalleye göre değiştiğini görmek, farklılıklar olması benim için inanılmaz bir şey. Gezerken keşfetmek, keşfederken kaybolmak kente dair bilgi toplamanın, kenti tanımanın en güzel yolu bana göre… Yedikule, Dolapdere, Yenikapı, Fikirtepe… İstanbul’da gezmeyi sevdiğim çok yer var.

Hürriyet – Magazin Haberleri Önce sokak ortasında kurşunladılar sonra eşinin dükkanına saldırdılar! Sinemacı Enes Kaya, yaşadığı büyük korkuyu anlattı

Önce sokak ortasında kurşunladılar sonra eşinin dükkanına saldırdılar! Sinemacı Enes Kaya, yaşadığı büyük korkuyu anlattı

/beğendim/alkışladım/beğenmedim/güldüm/üzüldüm/sinirlendim/şaşırdım